SERDAR DEMİRHAN

20.12.2018
417

CHP’nin İttifakta Kasaba Kurnazlığı

Önümüzdeki yerel seçimlerin sadece yerel yöneticileri belirlemekten öte bir anlam taşıdığı malum… Yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Tayyip Erdoğan için bir güvenoylaması niteliği taşıması bir yana, yerel yönetimlere yüklenecek başka anlamlar nedeniyle üniter sistemin federatif bir yapıya evrilmesi ihtimali de bir yanda duruyor bu seçimler açısından… Bu noktada başkanın kim olduğundan çok belediyelerin kimde kalacağının hesabı çok daha önemli. İttifakların temelinde yatan gerekçe de bu aslında. 

Duruma bu açıdan bakıldığında Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu seçimleri herkesten çok daha fazla ciddiye aldığı ve en ince ayrıntısına kadar her ihtimali hesapladığı söylenebilir. AK Parti açısından MHP ile ittifakın devamı dışında bir ihtimalin istenen sonucu vermeyeceğini gören Erdoğan’ın 'bitti' denilen ittifakı yeniden gündeme sokması da bu hesapların bir sonucu. Tabii bu durumun fevkalade farkında olan Sayın Bahçeli’nin manevraları için de hakkını teslim etmek lazım. Sonuç olarak her iki parti açısından da kazan-kazan formülü gayet iyi işliyor. Cumhur İttifakı cephesinde hal böyle iken muhalif cephede durum biraz farklı. CHP’nin tek karar verici tavrıyla ittifak sürecini çok doğru yönettiği söylenemez. Bir yanda kazan-kazan formülü işlerken diğer yanda “sen destek ol, ben kazanayım” tavrının istenen sonucu vereceği konusunda derin endişeler var.

Eskişehir bazında bir değerlendirme yaparsak, CHP’nin bir kasaba kurnazlığı ile merkez adaylarını alel acele açıklaması ve aday açıkladığı yerleri pazarlık dışında tutması, siyaset matematiği ve stratejisi açısından çok mantıklı değil. İyi Parti ile bir ittifak yapıyorsanız, işi oldu bittiye getirmek ve pazarlık masasını daraltmak, müttefikinize “vereceğime razı olacaksın” demek anlamına gelir ve işbirliği imkanlarını daraltır. 
Bu da pazarlık dışında tuttuğunuz seçim çevrelerinde İyi Parti’nin kendi kurumsal itibarı açısından aday çıkarması zaruretini getirir.
Gelinen noktada anlaşılan o ki, İyi Parti Eskişehir Büyükşehir’de aday çıkarmayacak ve Büyükerşen’e destek olacak; diğer merkez belediyelerde adaylarını sahaya sürecek. CHP’nin ittifak yapmadığı bir süreçte matematiksel olarak Cumhur İttifakı ile seçime giren AK Parti ve MHP ortaklığının CHP’yi özellikle Büyükşehir ve Odunpazarı’nda zorlayacağı ortada... Bu noktada İyi Parti İl Başkanı Ramis Tunca’nın "Biz 'Millet İttifakı'nın adalet ve karşılıklı anlayışla yürümesini istiyoruz. 'Hepsi benim olsun, her şeyi en iyi ben bilirim' anlayışı yani siyasi ve nefsî azgınlık, bu sürece zarar verir. Ben İyi Parti İl Başkanı olarak; partimiz menfaâtini korumak zorundayım. Bu işler bir dere ile, bir bozkır ile çözüme kavuşamaz" sözlerinin İyi Parti tabanı açısından bir anlamı vardır. CHP bunu görmezden gelemez. 
Zira merkezde hiçbir şey almadan İyi Parti’nin CHP’ye koşulsuz bir destek vermesini kimse bekleyemez. İttifak yaptığınız partinin yerel teşkilatlarını tatmin edecek bir formül ortaya koyamazsanız tavanda yapılan işbirliğinin çok da anlamı kalmaz. Özellikle partiler arasındaki oy geçirgenliklerini göz önüne aldığınızda İyi Parti’nin kendi adayları ile seçime girdiği bir ortamda en büyük darbeyi CHP’nin yiyeceği aşikardır.

Her ne kadar büyükşehirde aday çıkarmasa da İyi Parti seçmeninin her şart altında CHP’ye oy vereceğini beklemek saflık olur. Özellikle bireysel sempatisi parti kimliğinin önünde olan Cumhur İttifakı adayı Burhan Sakallı, böyle bir durumda çok daha avantajlı duruma gelir.
Diğer ilçelerde İyi Parti’nin aday çıkardığı düşünüldüğünde, Eskişehir’de yapılan sözde ittifakın bir anlamı kalmaz.   Yani demem o ki, CHP yaptığı kasaba kurnazlığının altında kalır.
Belli ki CHP, siyasi nezaket ve akılcılık gereklerini bir yana bırakmış, ittifak süreci tamamlanmadan adaylarını açıklayarak Eskişehir’i çantada keklik gördüğünü ilan etmiştir. Oysa, ben zaten bu adaylarla seçimi alırım demek, siyaset matematiğini bilmemek demektir. 
Sürecin ne getireceğini ve götüreceğini zaman içinde göreceğiz. Şimdilik bildiğimiz İyi Parti Büyükşehir’de aday göstermeyecek. Odunpazarı’nda Orhan Arat ismi ön planda… Tepebaşı için henüz verilmiş bir karar yok.
Ancak bana kalırsa her iki cenahtaki tablo gösteriyor ki, Eskişehir’de CHP Tepebaşı dışında umduğunu bulamayacak. 
Eee ne diyelim, kendi düşen ağlamaz.


Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.