Site Rengi

DOLAR 8,8689
EURO 10,4740
ALTIN 499,21
BIST 1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Eskişehir 22°C
Parçalı Bulutlu
Eskişehir
22°C
Parçalı Bulutlu
Paz 25°C
Pts 25°C
Sal 21°C
Çar 21°C

ESOGÜ Öğretim Üyesi Erbaşı, Eskişehir’in En Eski Tarihini Anlattı

ESOGÜ Öğretim Üyesi Erbaşı, Eskişehir’in En Eski Tarihini Anlattı
22.06.2021
A+
A-

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Fatma Sevinç Erbaşı ESOGÜ Gündem’de Eskişehir’in en eski tarihini anlattı.

Hititler’in sınır karakolu Eskişehir  “Eskişehir’in en eski tarihi yazısız belgelerin ortaya çıktığı tarih öncesi dönemle başlar. Eskişehir bölgesinde oldukça fazla sayıda arkeolojik kazı var ve bize, çok önemli kültürlerin burada ortaya çıktığını gösteriyor. Bu kültürlerin içinde özellikle Tunç Çağı, Demircihöyük çok çok özel. Demircihöyük ve Marmara Bölgesine uzanan diğer bazı arkeolojik kazı alanlarında ortaya çıkan kültürler Anadolu tarım ekonomisi ya da tarım hayatıyla ilgili bilgilerin suyun öteki yanına, Avrupa’ya aktarılmasında önemli rol oynuyor diyebiliriz. Bunun dışında pek çok kazı var Eskişehir’de, fakat Eskişehir’de yazılı belge bırakan ve bu anlamda tarihi de başlatan ilk uygarlık Frigler’dir. Frigler tartışmalı olmakla birlikte MÖ birinci bin yılda Anadolu’ya giriş yapıyorlar ve bir süre sonra devletleşiyorlar. Böylece Eskişehir, Afyon, Kütahya, Ankara’ya kadar uzanan İç Anadolu Bölgesi’nde bir devlet şekillenmiş oluyor. Bu devletin özellikle kült merkezleri diyebileceğimiz tapınım, özellikle Ana Tanrıça Kybele’ye adanmış tapınım alanlarının bir çoğu Eskişehir’in sınırları içerisinde. Eskişehir’in bu anlamda özel bir yeri var.

Frigler’den öncesine bakıldığında özellikle Orta Anadolu Bölgesi’nde geniş tarım alanları olduğu görülür. Bu tarımalanları ekonominin bel kemiğidir. Bu nedenle büyük merkezi devletler Anadolu’nun ortasında kurulmuştur. Frigler’den önce örneğin Hititler Dönemi’nde Eskişehir, bir sınır karakolu gibi sınırda, kenarda kalıyor. Ama tabiiki büyük devletler denizlere, limanlara da çok önem verdiklerinden limanlara ulaşım noktasında Eskişehir Bölgesi ön plana çıkıyor. Eskişehir önemli yolların geçtiği bir yer, hatta bir durak, kavşak noktası. Çok özel ve önemi hiçbir dönem azalmıyor. Hititler’in sınır karakolu dedik, bu nedenle Frigler birinci bin yılda Demir Çağı’nda Anadolu’ya büyük olasılıkla boğazlar yoluyla giriş yaptıklarında çok fazla içlere gitmiyorlar, kenarda Eskişehir civarında yerleşiyorlar. İlk girişleri Anadolu’ya aslında MÖ birinci bin yıl değil, ikinci bin yılın sonunda yavaş yavaş giriş yapıyorlar ve Hitit Devleti yıkıldıktan sonra burada büyük bir devlet olarak kendilerini gösteriyorlar.

Bir zamanların haç merkezi

Eskişehir ve civarı kavşak noktası olunca Frigler’den sonra Anadolu’ya hakim olan güçler de çok önemsiyorlar Eskişehir’i. Frigler Dönemi’nde Ana Tanrıça Kybele’ye adanmış tapınak faaliyetleri sonrasında da sona ermiyor. Anadolu’ya Helenistik Krallıklar (Makedonya Krallığı) hakim olduğu zaman da Eskişehir’in önemli olduğu görülüyor; arkasından Roma hakim oluyor. Sivrihisar yakınlarında Pessinus olarak geçen Ballıhisar Köyü, Ana Tanrıça Kybele’nin büyük bir tapınağının bulunduğu tapınım merkezi, haç merkezi durumunda. Dünyanın çeşitli yerlerinden birçok hacı bu topraklara geliyor. Eskişehir’in ne kadar önemli olduğunu vurgulayacak pek çok ayrıntı var, bunları belge ve arkeolojik kazılarda görüyoruz.  

Çok eski zamanlardan günümüze Eskişehir’in öneminin azalmadığı malum. Osmanlı Devleti’nin bu topraklarda kurulmuş olması tesadüf değil. Önemli limanlara giden yol üzerinde olması Eskişehir’i her zaman değişik insanlarla, kültürlerle tanıştırıyor ve bir adım öne taşıyor diğer Anadolu şehirlerinden. Özellikle seyyahlar Eskişehir’in eski çağ tarihi ile ilgili önemli bilgiler vermişler ve keşifler yapmışlardır. Örneğin Frig Vadisi içerisindeki Yazılıkaya Bölgesi gerçekten büyüleyici bir yer. Burası bir anlamda Eskişehir’in sembolü. Yazılı bir takım bilgilerin yer aldığı kayalar da var; fakat bu yazılar okunamayabiliyor, okunmuyor, anlaşılmıyor çünkü çok az belge bırakmışlar. Ne kadar çok belge olursa o kadar fazla yazıyı çözme ve anlama şansına sahip oluyor uzmanlar. Bu nedenle Eskişehir hakkında bilgi veren en eski yazılı belgeler daha çok Helenisitk ve Roma Dönemi’nden. Ama Eskişehir’in tarihi çok çok daha eskiye gidiyor.”

İzlemek için: youtu.be/Ci3hJAZ77vE

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.