Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Eskişehir °C
Eskişehir
°C
°C
°C
°C
°C

Bayram deyince aklıma..

Altmış yıl öncesi gelir.Henüz o zamanlar, kimilerince ;feodalizmin hani çok eleştirilen (!) ama nedense şimdi bazılarınca çok özlenen o güzel, insanların birbirine saygılı davrandığı,sevgi dolu günler gelir.
Kimilerince de bunun tam tersi düşünenler de var elbette.

 

Elbette tarihsel gelişim sürecinde yaşadığımız yerde, öncelikle arabeskleşerek( ki bence henüz halâ da var) kapitalizme merhaba diyene kadar.
Ben burada ahkam kesmek değil, eski günlere ,bir kısa da olsa merhaba demek istedim sadece o kadar.
İşte o altmış yıl öncesinde, rahmetli babamın deyişi ile,çilte dondan, kumaş pantolona geçiş günleri de denilebilir.
Henüz konfeksiyon başlamadı.

Terziler.
Rahmetli babam, şehirde bana bir ceket aldı şehirde.İlk kez o zaman gördüm sehri.İlçeye göre çok kalabalıktı.
En çok ilgimi çeken faytonlardı.

Hünerpalas ilçe garajı.Yani terminal. Sonra Reşadiye’ ye geldi.Ha ne diyorduk?
Bayramlık ceket.
Ortaokul sırası.
Ertesi günlerde ben çizgili ceketimle, okulda hava atacağım derken ,epey bir sopa yedimdi.
Niye mi? Çünkü her cebinde sigara tütünü doluydu.
Meğerse Rahmetli babam demek ki gücü ona yetti.
Bayat pazarından almışız!
Eeee orada da şehirde evlerden toplanan az kullanılmış giysiler bunlar.
Zahmet edip cebi temizlememişler bile!
Bir de benim dikkatimi çeken – ki bana mı öyle gelirdi bilmem- takım elbise giyenlerin kol yenleri nedense çok uzun olur, eller zor gözükürdü sanki.
Bir de epeyce de boldular.
Belki biraz büyüyünce gene giyer diyerek!
İyi de ya o büyümüş olanlar?

Sonra terzilik işi başladı.Zaten nalbant, saraç, berber dükkanı, küçük bakkal Bir de gazeteci.Bir sürü kahvehane.
Ha anımsadığım bir şeyde, niye, bakkallar çekirdek verirken, bardağın altına gazete kağıdı tomarı koyardı?
Leblebilerde kırıktı zaten.
Keçiboynuzları da!
Demek ki yolda kırılıyorlardı.
Çok duygusal kuru yemişlerdi galiba (!)
Hemen kırılıveriyorlar işte!
Rahmetli dedem çöpçüydü.
Muhacir ya.Çok çekmiş.Yüzü hiç gülmezdi.
Sanırım ben dedeme çekmişim.
Arkadaş onca mizah onca karikatür.
Yazmak çizmek sorun değil.
Sorun gülememek.
Hani derler ya.Rahmetli Kemal Sunal’ da çok ciddiymiş.
Elimizde bezden torbalar.
Kapı kapı dolaşır adak gıdak diye bağırırdık.
Sanki horozuz!

Sonra o ikide bir kokartı kırılıveren şapka ile giderdik.
Evet şapkalar vardı.Üstünde kokart.
Biraz sivil biraz resmi!
Ceketlerin yakaları kocaman.
Kravatlar yorgan gibi.
İşte o yıllarda kafama takılan bir şeyde, türbede bayram namazı çıkışı bazıları altmışlı yılların otomobili ile, dedelerini babalarını götürürdü.
İyi de nasıl olsa mezarlığa duaya gidilecek.
Al bir iki yaşlı dedeyi aracına.
Eee amcan şeherden gelmiş.
Belki almışlardır.Ben Kimseyi suçlamak istemem.
Eeee sen köylüsün, kasabalısın.
Hadi ilçe diyelim biz gene de.
Zaten kasabalı,ne köyden kopabilmiş,ne de şehirli olabilmiş insanlar.
Ara toplum.

Ekmek arası gibi.
Ama asar dedikleri eğlencelerimiz meşhurdu.
Kızlar hoppa ninna nom oynarlar, erkekler onlara çıtı pıtı ve mantar atarlardı
Ehhh biraz eşarp yanması olurdu sanırım.
Çocukluk işte.
Eğlence bol.
Ramazanda Kur’ an kursuna gitmişsin, ehhh iyi kötü de oruç tutmuşsun
Sıra eğlencede.
Sonra Yücel ablanın sineması.
Galiba bayramda üç film olurdu.Yoksa iki film mi?
Ayakta kara lastik ve bir saat sonra parlaklığı uçup giden cızlavıd.
Büyüklerde genelde kasket, yelek ve İngiliz külot pantalon.
Akşam oldu mu,o adak gıdak paraları da uçup giderdi.
Nereye?
Mantar tabancasına, lastik topa.
Yok o meşin yuvarlak top alma zamanları değil henüz.Siboplu kafa attın mı kafanı şişiren solüsyon ile yapıştırılan toplar var henüz
İşte aklıma gelenler.
Sonra, sonra yavaş yavaş toplumsallığın bireyselliğe ulaştığı, yarı feodal yarı kapitalizm kokan yıllar.
Bayramlar, özellikle dinî bayramlar bir ülkenin kültürünü oluşturan, ayakta tutan etkinlikler.
Bir de galiba yaşlanınca insan daha çok arıyor bayramı.
Çünkü arayan soran oluyor.Elini öpen oluyor.Çocuklar, torunlar geliyor.
Eş, dost, hısım, akraba.

Eee eli boş gelmiyorlar tabii ki(!)
Ya şeker ya helva.
Birlik beraberlik kokusu daha ağır basıyor bu günlerde.
Yaşlı olmak güzel şey arkadaş diyorsun.
Yılda iki dini bayram ve bir çok dinî günler.
Ayrıca resmi bayramlar.
Haaa eksik ya da fazla.
O kişiye göre değişir.
Tartışılabilir.Ama olumlu ve yapıcı olmak kaydıyla.

Ama olması muhakkak olan, toplumsal değerler.
Herkesin Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutlarım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.