İşte öyle bir şey
Artık dünyada açlık diye bir olay kalmamıştı.On yıl önceki, müthiş buluş sayesinde artık tüm vitaminleri içeren ve insan yaşamını çok çok yüksek düzeylere çıkaran bir hap geliştirilmişti.Bu hap öylesine ucuzdu ki hemen hemen herkes buna ulaşabiliyordu.İlk üretimler başta Afrika olmak üzere dünyanın kalan tüm fakir ülkelerine dağıtılmıştı.Hatta bu hem etçil hem otçul yiyecek maddelerinin çoğunu içeren bu haplar hayvanlarda da aynı etkiyi yapıyordu.Bu hap doğadan sadece ve sadece bitkilerden ve her ülkenin sosyo ekonomik ve kültürel değerlerine uygun olmak kaydıyla böceklerden elde ediliyordu. Para diye bir şey sözkonusu bile değildi.
Pekala ne olmuştu da sadece rüyalarda olabilecek bunlar gerçekten gerçekte nasıl olabiliyordu.Bununla ilgili çeşitli varsayımlar söylenegeliyordu.Kimilerine göre 2085 yılında düşen bir göktaşından sonra insanların beyinleri artık o yıllardaki gibi yüzde yedi oranında değil,yüzde 14 civarında düşünebilen bir hal almıştı.Kimileri de dini inanışlarına göre yorumlayıp Yaratanın insanı artık insan gibi yapmanın zamanı gelmişti diye yorumluyordu.Materyalizm ve metafiziğin yerini bambaşka bir düşünüş şekli almıştı.Yıl artık 3022 idi.Bu gene o yılların büyük buluşcuları olan Einstein ve Havking’in beyni, demekti.Kısaca insanlar 2000 li yıllardaki bilim adamları gibi düşünür olmuşlardı.
Elbette ki Nicole Tesla’nın dev bir heykeli vardı dünyanın her yerinden görülebilen.Onun meşhur sözleri herkesin ezberindeydi.Artık Tesla’nın tüm buluşları çok çok ileriye taşınmıştı bile.Artık elektrik kablo olmaksızın dünyanın her bir tarafına gönderilebiliyordu.Üstelik güneşten sağlanıyordu.
Trafik kazası,uçak kazası,gemi kazası tarih olmuştu.Araçlar tüm önlemleri düşünülerek üretiliyordu.Yüz elli yaşından önce ölmek yoktu.İnsanların psikolojik sorunları da ekonomik sorunları gibi yok olmuştu.Çünkü beyni yüzde 14 noktasına ulaşan her insan bir bilim adamıydı.Tüm ekonomik doktrinler,araç ve gereçleri artık yoktu.Çünkü bilim teknoloji ile çıkara dayalı ilişkisini feshetmişti.Teknoloji artık bilimin bir ufak parçasıydı ve insan ve hayvan için sadece olumlu işler ortaya koyuyordu.

Dünya nüfusu yirmi milyar insanı çok rahat besleyebiliyordu.Hatta bazıları bunun ilerde 30 milyara yükseleceğini söylüyordu.
Sistemin belli bir adı yoktu.Saygı ve sevgi ön plandaydı.Öyle bir ilişki kurulmuştu ki insanlar arasında birinin yapacağı hata,o hatayı yapmadan çözümlenebiliyordu.Dini inançlara hiç dokunulmamıştı.Herkes kendi inancına göre ibadetini yapıyordu.Müslüman ülkelerde ayrıca gökyüzünde dev bir ıkra yani oku yazısı vardı.
O ara dev bir yazı gözüme ilişti.Gökyüzünde ışınlarla yanıp sönen ve Einstein,Havking ve insan lehine bilime katkı vermiş bir çok bilim adamıyla Nicole Tesla’nın biyografileri ve buluşları okunacak ve anlayacak şekilde akıp gidiyordu.
Birden kan ter içinde uyanmışım.İtiraf etmem gerekirse gerçek gibi bir sanal düş.Umarım bundan belki yıllar yıllar sonra olabilecek gelişmeler.
Belki gece uyurken yorgan düştü üstümden!
Kimbilir belki öyle bir paralel yaşam dedikleri yer vardır.
Kimbilir belki rüyalar gerçektir.Sonra biliyorum uyar mı uymaz mı ama,Kimbilir,kimbilir,kim biliiiir şarkısı kulaklarımı tırmalıyordu.ben de söylemeye başladım.Kimbilir,kimbilir.Gerçekten de kim bilir?