Site Rengi

DOLAR 13,5513
EURO 15,1222
ALTIN 779,41
BIST 1.983,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Eskişehir 2°C
Parçalı Bulutlu
Eskişehir
2°C
Parçalı Bulutlu
Paz 2°C
Pts 6°C
Sal 11°C
Çar 4°C

Farklı Düşünmek

15.01.2022
A+
A-


Şairim

Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım 

BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

İYİ DE NİYE OLMASIN?
Gelin biraz farklı düşünelim. Farketmez diyenler olabilir elbette… Çünkü bazıları rutini sever. Çünkü ta ezelden beri öyledir, öyle gelmiştir. O, o yolu izlerse sonuçta iyi kötü nemalanma olayı var sonuçta. Ya farklı düşünürse ya değişik bir yol izlerse? İşte o zaman kötü… Toplumsallığı savunan bazılarının, şahsi kanaatimce aslında bireysel kaygılarının çok daha yoğun olduğu düşüncesindeyim… ‘Nedenini de bari!’ diye yazınca bile ‘niye şu nedenden dolayı demiyorsun’a kadar vardırıyorlar işi… Desinler tabii. Yazmak, çizmek elbette üretmek anlamında çok olumlu bir eylem… Amenna! Onda bir şüphe yok. Ama bu eğer sizi taaaa yukarılarda göstermek anlamını içeriyorsa orada yeşil ışıktan taa önce(!) sarı ışıkta biraz duralım. Toplumsallığı savunuyorsun. Yani insanları… Ama onlardan uzaktasın arkadaş. Kabul ediyorum yalnızlık güzel bir şey üretmek için ama o kadar yalnız kaldın ki; artık yazıp çizdiklerin yalnızlığı taçlandırdı. Yalnızlık bir tabu artık senin için… İyi de bu bireysellik… Toplumsallık nerede kaldı. Gecikti. Ne yapayım? Kimse beni anlamıyor?sorularının yanıtı belki de burada… Belki de senin onların içlerinde olmayışın mı? İçlerinde olamayınca, elbette içlerinde de (yürekte) olamıyorsun, işlerinde de olamıyorsun ki seni anlamaları işlerine gelmiyor. Senin de işine gelmiyor. Çünkü onlar okumuyorlar… Ne işin var onlarla olayı senin de işine geliyor. Bu yazı gibi… Biliyorum, okumuyorlar. Ya okurlarsa ya da okuyorlarsa da bizim haberimiz olmuyorsa gibi, bir sürü delice sorular beyninde fing atıyorsa bak bu iyi işte. Yukarıda yazdım. Sana bu iş yukarıda havası veriyorsa seni anlamaları, okumaları çok zor. Yukarıda olunca ‘aganediysen’ oluyorsun ya da aganedemiysen. Yok kültürü, red değil kastım. Senin okumuyor dediğin insanlar, yıllarca köylerinde, arife tarif gerekmez, saatli maarif takviminin arkasını okudular mecburen, mecburen, mecburiyetten… Çünkü o yıllarda köylere gazete giriyorsa da okuyanların iç ceplerinde kalıyordu. Cahilliğe methiye düzülür mü? Elbette hayır. İyi de niye sormazlar, niye cahil kaldı bu insanlar? Can  alıcı nokta bu işte… Kolay ve çoğunun işine gelir tekdüze yanıtı belli. Okusaydılar, onu da ben düşünecektim! Sen o imkanı bulmuşsun o kadar. O bulamamış. O köyde üretmiş sadece, sense tüketmişsin onları ve onların ürettiklerini ki yaşıyorsun. Küçümsediğin o insanlar aslında belki de yüz katlı apartmandan bakış atıyorlar sana. Farkında mısın?

Toplumsallığı savunuyorsan düşüneceksin bunu. Yalnız yalnızlığı tabu haline getirip köşene çekileceksen, o da senin bileceğin iş…

İşte o zaman toplumsallık resmen bireysellik oluyor. Bana göre öyle. İçlerine karışmam diyorsun. Onlar da karışmaz zaten… Herkes işinde gücünde.

Bir ara Yenikent’de Bekir’in kahveye gel ya da Ati’nin, hasbıhal edelim. Hem senin için değişiklik olur hem de benim için… Yeter ki maskemizi atalım yüzümüzden. Tamam mesafeyi de koruyalım ki sen buna yukarıda olduğun için çok dikkat edersin. Bulaşmayalım birbirimize. Temiz temiz bir muhabbet olsun. Kirden uzak. Haa bunlar betimleme sadece…

Yoksa Covid olayı var. Maske, mesafe, temizlik kuralına da uyalım tabii… Uyaralım da elbette. Türkçe açıklaması şu: Okumak, yazmak, çizmek insanlardan uzaklaşmak değil, tam tersi yakınlaşmak olmalı… Onları onlarla paylaşmalı. Hiç bir saygı duymuyorsan bile şöyle düşün. Onlar olmasa sen yazamayacak, çizemeyecek ve bu yazıyı da okuyamayacaktın.

İyi ki okumuşsun.
İyi ki okumuşuz.
Umarım çok insan okur da o çok zor iş…
Çoğu işinde gücünde.

••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

Bedri Rahmi’nin şiirinin tamamı…

Türküler Dolusu…
Kirazın derisinin altında kiraz
Narın içinde nar
Benim yüreğimde boylu boyunca
Memleketim var
Canıma ciğerime dek işlemiş
Canıma ciğerime
Sapına kadar
Elma dalından uzağa düşmez
Ne yana gitsem nafile
Memleketin hali gözümden gitmez
Binbir yerimden bağlanmışım
Bundan ötesine aklım ermez. 

Yerliyim yerli olmasına
ilmik ilmik, damar damar
Yerliyim.
Bir dilim Trabzon peyniri
Bir avuç tiftik
Bir çimdik çavdar
Bir tutam şile bezi gibi
Dişimden tırnağıma kadar
Ressamım.
Yurdumun taşından toprağından şurup gelir nakışlarım
Taşıma toprağıma toz konduranın
Alnını karışlarım
Şairim şair olmasına
Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
Eğri büğrü, kör topal kabulum
Şairim
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım
Şairim
Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşü

Hey hey, yine de hey hey
Salınsın türküler bir uçtan bir uca
Evelallah hepsinde varım
Onlar kadar sahici
Onlar kadar gerçek
insancasına, erkekçesine
‘Bana bir bardak su’ dercesine
Bir türkü söylemeden gidersem yanarım. 

Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen’i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni…
Ben türkülerden aldım haberi. 

Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıçak .
Ah bu türküler köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi. 

Ah bu türküler, köy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarırılır içim
Kan damlar ucundan, murekkep değil
işte söz, işte ses, işte biçim:
‘Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar’
iliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak ağacı
Bu türkünün yüreğinde sancı var. 

Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
içlerinde yürek var
Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen
Nasıl unutur nasıl
Ömrunde bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen… 

BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.