Site Rengi

DOLAR 7,4205
EURO 8,9489
ALTIN 410,71
BIST 1.538
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Eskişehir 12°C
Az Bulutlu
Eskişehir
12°C
Az Bulutlu
Cum 18°C
Cts 14°C
Paz 9°C
Pts 10°C

Gazeteciler Ne Hâlde Bir Bilseniz!

14.01.2021
A+
A-

‘Oh ne alâ Mualla’ filmi izler gibiyim!
Böyle günler olunca bayılırım. Ne bilimsel analiz yazanlar olur. Vah vah!
Kimisi kenarından, köşesinden, internetten intihal edilmiş çırpma yazılar.
Biraz kurgu, biraz aforizma tırtıklamaları, biraz fıkra, birkaç tutam şiir…
İçerik, anlam bilgisi, felsefe, mantık, analiz.
Geç bunları, anam babam geç bunları…
Hangi yazar, ne yazar?
Kitap okumadan çok bilmişlik sendromu bizde var. Güzergahımız belli: İnsan olabilmek…
Sağa, sola sapmadan. Kişilerin veya ideolojilerin esiri olmadan, doğruları savunmak
Eğilip bükülmeden, kimsenin etrafını tavaf etmeden kuyruğu dik tutmak.
Neye inanırsan inan.
Hangi ideolojiyi savunursan savun.
Mesele ahlaklı, erdemli olmak
Kırmızı çizgimiz bu.
Onun için okur eleştirileriniz çok kıymetli benim için. Sıkılmadan okurumŞimdiye kadar okuduklarımı bir kenara koymuş da değilim… Benim meselem “hak okumak ve savunmak.
Öyle ya!
Fikri hür vicdanı hür… Bir milletin afakıyız.
Peh peh!..

Ben her gazete ve yazarlarını okurum
Bakın Sayın AK Parti genel başkanı ne demişti: “Ben Sözcü gazetesi okumuyorum. Kimse lüzumsuz yere buna para verip almasın!”
Ben bu görüşe katılmıyorum. Herkes gazete almalı ve okumalı. Gazete almak, lüzumsuz para vermek değildir. Esas olan şu: Gazete patronları gazetecilik dışında lüzumsuz işler yapmamalı. İşleri bu olmalı. Yoksa demokratik yaşam nasıl gelişecek, farklı fikirler olmazsaPara verilip alınan gazetelerden korkulmamalı. Bedava gazeteler de dağıtılıyor. Yüzüne bakan bile yok. Neden, çünkü inandırıcılıkları yok. Fikir yok.

Gazeteciler günüymüş…
Takvim yapraklarına bir bakın, günlerden geçilmiyor. Eh bir de çalışan gazeteciler günü olsun demişler!… Çalışamayanlar ne olacak? Uyduruk günler… Pandemiden önce belediye başkanları gazetecilere lüks davet mekânlarında yemek verirlerdi. Herkesi çağırmazlardı. Sözde gazetecilerin gönülleri hoş olsun, kadehleri dolsun diyeTabii ki akredite olanlar, davetli olanlar ancak girebilirlerdi mekâna. Gazete patronları kaykıla kaykıla belediye başkanları, partinin milletvekilleri ile aynı masada. Son on beş yıl ne bir haber ne bir köşe yazısı yazmış olan cemiyet başkanı yanı başlarında. Kıbrıs’a, gönlü hoş olsun diye tatil yapsın diye  gönderilen, dar alanda kısa paslaşmalar yapanhüner sahipleri gazeteciler bugünün anlam ve ehemmiyetini elbette daha iyi bilirler.  

Belediye başkanlarının nutuklarından sonra milletvekilleri basın özgürlüğünden dem vururlar, sözde duayen veya başkanların uygun gördükleri yandaşlarına başarı ödülü olarak plaketler verilir, kendileri alkışlanırdı. Eldeki plaketlerle gazetecinin onur madalyası, sirk palyaçoları gibi masa masa dolaştırılır teşhir edilirlerdi.

Şöyle göz ucuyla salona bakınca, Eskişehir’de ne çok gazeteci var sanırsın. İşin aslı öyle değil elbette… Gelenlerin birçoğu belediye personelidir. ‘Kendin çal kendin oyna’ misali.
Sırada nasıl olsa eğlenmek de var.
Eh!
Müziğin ritmi de birkaç kadehten sonra hoş gelir kulağa. Arada bir yerel sanatçı adı altında rast, nihavent karışık peşrevler, ara taksim baş kemancı tarafından geçildikten sonra piste fırlayan fırlayana
İlla da oynayacak
Göbek atacak.
Nasıl olsa erik dalı gevrektir’e alıştırıldık.
Çalışan gazeteciler günü ya!
Bu kez pandemi nedeniyle askıya alındı.

Özgürün basıncını unutmayın! 
Özgürlüğün üzerinde samuray kılıcı var ne palavrası atıyorsunuz ama Eskişehir’de Özgürün basını var. Yetmez mi?
Elbette ‘Özgür basın’ dediysek gerçekten, basınÖZGÜR değil…
Çok kısa zamanda zenginleştirilmesinin altında kimlerin destekleri var, kamuoyu biliyor
Herkesin yakından bildiği isimler.
O olmasaydıfotoğrafçılığa devam edecekti…Reklamcılıktan zengin olanı gördünüz mü, duydunuz mu?
Belediyelerin billboardları da olmasa..:
Eskişehir’e geldiğinde bir dikili ağacı olmayan Özgür, nasıl bu varlığa erişti?
Neyse! Keser döner, sapner; bir gün olur hesap döner. Defterler yeniden açılır. O zaman gerçekler ortaya çıkar.

Gazetecilik zenginleşme aracı değildir
Kısa zamanda zenginleşmenin formülleri elbette var. Bunu herkes biliyor.
İktidar sahiplerine yanaşacaksın, nimetlerinden yararlanacaksın! Kim inkâredebilir ki! Terasta başlayan güzergâh, pandemiyle birlikte makas değiştiriverir.
Bir bakmışsın; ‘Eskişehir benim’ diye havalarından geçilmeyenler tuzla buzla olmuş.
Neymiş efendim; Eskişehir basını benden sorulur! Yanlarına transfer ettikleri devşirmesözde ıskartalık geviş getiren yazarlarlakendisini medya imparatoru zanneden bu zatın, Eskişehir’in düştüğü şu duruma bir bakın!
Her tarafı paçozlaşan, çıkarları için hiçbir şeyden kaçınmayan bu zihniyet bir propaganda makinesi gibi çalışmıyor mu?
Çalışıyor.
Bu bilinmiyor mu? Biliniyor..

Kim ne derse desin, ES TV atılım yapmış!
Dergisiyle, TV kanalı ve gazeteleri, köşe yazarları ve haber departmanı ile küçük çaptada
da olsa kamuoyunda etkinliği tartışılamaz… Bu kadar da olmaz demeyin. Onlarca internet sitesi ve uyduruk haber ve yazarlar da olsa bu gruba erişemez. Denediler.
Her ne kadar öncül rol oynayan ve Eskişehir markası olan Kanal 26nın sabah akşam, dünyaya açılan penceresi fragmanı 5.sınıf artizler marifeti ile döndürülmeye çalışılsa da ,güncel programların kısırlığı, güncel gelişmeleri ıskalamaları, akil, entelektüel tartışmaların yokluğu, yoksunluğu, profesyonel yaklaşımların olmayışıTVyi sadece akşam haberlerini izletir noktaya getirmesi, yönetimlerin uzak görüşlü olmadığı düşündürmektedir.

Hoş geldin, beş geldin TV anlayışının ötesine kendisini taşıyamayan dijital dünyanın gelişmesini göz ardı eden bir yayımcılık anlayışı günümüzde elbette sürdürülemezArtık, You Tube’den yayın yapan onlarca video kanalı var. Herkes elindeki akıllı cep telefonlarından dünyayı gelişen olayları haberleri izlerken, senin dünyaya açılan pencereyi frekansından arayıp buluncaya kadar zaten canı çıkmış oluyor..

Türkçemizde güzel bir söz vardır: “Nalıncı keseri gibi hep bana, hep bana demeyeceksin.” Dersen; ne nitelikli programcı bulursun ne de program yapabilirsin. Egolarını tatmin etmek için sözde programcıyım, görüntüsü verenler hariç olmak üzere, hiç kimse bu devirde hilaliahmer” cemiyeti değil kibedavaya kürek çeksin!

Onun için, özgürün kanalında en azından kadrolarını güçlendiriyor. Beğenirsiniz beğenmezsiniz alternatif programlar yapabiliyor, kamuoyunun ilgisini çekiyor, izleniyor. AK Partililerden tutun da, CHP’lisine kadar!

Öyle burun falan da kıvırmayın!
Gözünüzü dört açın Taşıma suyla değirmen dönmez. ‘Rabbena hep bana’ deyince yağmur yağmaz! ‘Yağdır Mevla’m su’ demek için de abdest alıpduayı doğru okumak” lazım değil mi?

Çıkın ondan sonra deyin ki; dünyaya açılan pencereyiz! Bir bakarsın, pencereyi kapatıverirsiniz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.