Ahhh ! Eski Ramazanlar
Eski Ramazanlar deyince elbette yetmişe az kalmış birinden epeyce anı olacak tabi. Kasabada rahmetli Pire Ahmet dayı vardı.Daha sonra öğrendim eğer yanlış hatırlamıyorsam, rahmetli dedem ( annemin babası) Ramis çavuş’ belören de iken Pire Ahmet sanırım onun çırağıymış.
Ki rahmetli Ramis Çavuş , ben öldüğünde iki yaşındaymışım. Köyde o da iftar vakti tüfekle millete bildirirmiş orucunuzu açın diye.Gece de davul çalarak dolaşırmış.

Adam bir de marangoz.O zamanlar.Dediğim kırklı ellili yıllar! Rahmetli Pire Ahmet dayı da, gerçekten o kadar güzel davul çalardı ki, nasıl anlatsam.
Ramazan ayı dışında düğünlere giderdiler arkadaşları Gazi emmi ve adını hatırlayamadım kemancı dayı ile.
Sırf onu dinlemek için sahura kalkardık.
Ciddi.Abi zaman bi radyo var, sekiz pilli!
Pil biter ajans gider!
Her sabah Türk Halk hikayeleri ve hiç aklımdan çıkmaz Muazzez Turing ve geçti dost kervanı eyleme beni türküsü.
İşte bu nedenle uzaktan gelen davulun sesi değildi bu.Yakındam gelen davulun sesi.
Ehhh biraz akrabalıkta var.
Hadiii düş Pire Ahmet’ in arkasına bir yığın çocuk.Güle oynaya gezerdik.
Tabii hepsi rahmetli oldu.Saygıyla anıyorum.
Sonra Pire dayı türbede.
Akşam oldu mu meşhur topu patlatır.Sırf o top sesi için teeee yukarı türbeye giderdik.
Tabii ki akşam üstü kasabada çıkan pide.
Rahmetli anam,tilki gibi burnu vardı.Çıkar koklar havayı.”Hadi oğlum pide çıkmış.Git teyyareci Halil’ in fırından üç pide al gel.Hee Yılmaz abine de söyle bol susamlı olsun ” derdi.
Ne güzel kokardı o zaman ekmekler!
Domateslerde.
Eee bunlar güzel anılar elbette.
Teşekkürler