Site Rengi

DOLAR 16,1920
EURO 17,4658
ALTIN 965,28
BIST 2.438,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Eskişehir 31°C
Açık
Eskişehir
31°C
Açık
Pts 28°C
Sal 27°C
Çar 27°C
Per 27°C

Kendi Kendimce Laflamalar (Ego Üstü Az Pilaf)

27.01.2022
A+
A-
Biraz şişik biriydi. Yıllar sonra karşılaşınca “hiç yabancı gelmiyorsunuz?” dedi . Yanılıyorsun, ben halâ yabandayım. Yabancıyım. Sen neredensi, dedim! Yutkundu. Ee kolay değil, lafı yemişti! Oradaki arkadaşlardan biri: “İyi koydun lafı” deyince: “Eeee” dedim, “ya bana ya bana’ derse yabana, gitmeyecektir lafımız yabana.” Ne zaman görsem, yabancı yabancı bakmaya çalışıyor karşıdan… Yemezler, yerli yersiz harf çıkaran zatı muhtelif! O bana yabancı, ben ona yabancı. Kimi doğrucu, kimi yalancı… Orhan Veli’nin şiirindeki gibi; Onun yaladığı kalaylı kapta
Bu da var tabii hesapta!
********************
Dertliydi. Arkadaşını aradı. Gel, dedi; içimizi dökelim biraz vardan yoktan… Arkadaş, mide, dalak, akciğer, karaciğer ne varsa döktü içini masaya! Barsaklara gelmeden kaçtı gitti arkadaşı. Ne ararsan var.
Vardan, yoktan muhabbet!
************************
 
Kendi Kendimle Konuşmalar (Çenemi Yoran)
“Arabasını çok severdi… İkide bir yıkardı. Hele öylesine ustaydı ki ayda en az iki kez ustalara götürürdü. Evinde nerdeyse yok yoktu. İkide bir eşya değiştirirdi. Tarla tokat. Saymakla bitiremezdi. Hele üstü başı. Ooo, günde bazen iki elbise ‘’elbise değiştirilecek’ levhasına gerek kalmadan değiştirilir sahaya inilirdi. Her şeyi yenilerdi. Oysa kendi eskimişti. Oysa kaç kez demişti sağlığında övünerek: “Daha doktora gitmek nasip olmadı!”
Erken gitti. Cenazesine o çok sevdiği hiçbir eşyası gelmedi. Hatta o çok sevdiği arabasını, arabalarını getirir insan… Kim, hangi insan getirecek? Birkaç akraba dışında hiç kimse de yoktu… Bak bunda haklıydı galiba. Çünkü “beni kimse sevmiyor be abi!” diyordu kafası iyi olduğunda… Yattığı yerde dinlensin ama o zor iş. Çünkü kulağı delerdi lafları, zor dinlenirdi! O değil de merak ediyor insan. İyi de en son model o beş telefonu arayan oldu mu? Gerçi bildiğim kadarıyla hiçbir numara yoktu. Ama onda çok numara vardı. Ben de aramadım. Zaten ben de numaramı vermemiştim ona. Ama arar bulurdu hıyar. Muhabbeti eşyalarını saydıktan sonra bitirirdim ben. Telefonlarla dalga geçmeyi çok severdi. Günahına kör şeytan da, orada eşyasız ne yapar acaba? Mal mal bakar mı?
Yok, ben de gitmedim cenazesine. Duydum sadece. Aklıma Ahmet Kaya’nin şarkısı geldi. Onu değiştirerek: “Birileri ona ölmedin diyordu. Ölüm ilanında üzümle gülüyordu” demek, geldi içimden… “Üzüm, ah iki gözüm” derdi de… Genelde ısmarlatırdı. Cebinde bilumum akrep, çiyan vs vardı. Ben her şey söyledim ona da; yiyecek, içecek bir şey söylemedim. Hatta “kendin kendine söylese ya şerefsiz” deyince çok hoşuna giderdi şerefsizin.
Bu benim ona hitaben dediğim ‘şerefsiz sözü’ Var mı yok mu orasını bilemem. O geldi aklıma. Neyse ben gene mukayyet olayım aklıma. Bilmiyorum ama… Gerçi pek bi rahatsızlık yok. Ama yaş, neyse. Belli olmaz da. Sağlık ocağına bir uğrayayım. Yoksa bunları yazan ben, bakmışsınız çav bella! Al başına bela! Bu kışta kıyamette demesin hiç kimse! Bu soğuk havada şimdi. Yazı da bitti, her neyse!
****************
Nitelikli dolandırıcılık diye bir suç var. Demek ki üçkağıtçılar bu işlerde öylesine uzman ki; senaryoyu yazıp niteleyiveriyorlar gitsin!
****************
KENDİ KENDİME KONUŞMALARDAN…(ELALEMİN DERDİ TUTTU BENİ GERDİ)
‘”Dizileri sırasıyla bir, iki, üç, dört dizip duruyorlar gözlerine… Görmüyor musun? Ellerin hayatını kendin gibi yaşıyorsun. Ya kendi yaşamın? Böyle deyince de oturup kaldın öyle koltuğa… Kalk, en azından dışarı gir ya da içeri çık biraz! Diziyorlar dizileri gözüne, diziyorlar! Diziyorlar… Reklamları bile atlamıyorsun… Hiç olmazsa al eline bir ip atla. Bakkaldan almadın o kiloları, kilosu şu paraya kredi kartınla… Seni öyle ekrana bağladılar… Sonra hâline  gülmekten ağladılar. Sonra da zayıflatmak için seni onlarca hap; hadi durma kap… Oysa çık dışarı, koş biraz… Zayıflık zaaflığın var. Bu konuda bence biraz da saflığın var. Ding dong, ding dong, dong ding… Artıyor tabii onların reyting, sayende. Bak, izle tabii onları da ama biraz da kendi filmine bak… Senaryoyu senin ve dostlarının yazdığı sanal olamayan yüzde yüz saf kendi yaşantın gibi bir sürü deli dolu sorular fing atıyor kafamda… Hani ya! Anya, manya, kumpanya! Böyle bitmez tükenmez bir kampanya…
*************
O kadar da dedim sana. Gözler gider tabii. İyice yaklaş ekrana. Dizi, dizi.Dizlerde kireç bağladı, deyince yüzün bembeyaz oldu! Bu kadar dizi izlersen… Eee boşuna dememişler ‘gözüne, dizine dursun!’ diye…
***************
Çok itici bir kadındı. Çekici olan tarafı da buydu belki!
***************
Ey yâr!
Biraz ondan, biraz bundan etkilenmeler…
Eh biraz da esinlenmeler var.
Maddi manevi yok bir çıkar. Varsa bi zahmet onları da sen çıkar!
Bunları bir güzel kar.
işte karşında Yaşar.
Şiir tabii!
Ne var?
**********
Laf uçar; yazı kalır. Yazı, kalır. Yazık. Alır biri ne yazık ki ters anlar, alınır. Olay yazana kalır. Al a ver e olayı… Egonomi bu.Alınganlık veringenlik…
**********
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.