Site Rengi

DOLAR 8,7594
EURO 10,4069
ALTIN 499,17
BIST 1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Eskişehir 24°C
Gök Gürültülü
Eskişehir
24°C
Gök Gürültülü
Sal 26°C
Çar 28°C
Per 27°C
Cum 28°C

Jamais Vu Dönemindeyiz.

08.06.2021
A+
A-

İnsan sömürüsüne dayalı bir ekonomik modeldir KAPİTALİZM...

Yani sömürü düzenin bir parçası.
Bunu Soma da gördük. Her yerde gördük. Fakirlik çıtası zirve yapmış durumda. Her geçen gün intiharlar artıyor.
Bunları görün artık.
Şu anda 1999’un gerisine düştük.
Kendi gelirim açısından.
Çıraklık döneminde “600 dolardı aldığım. Kalfalık döneminde “500 dolara düşen, şimdi de 310” dolara iniş…

Kayıp % 50.

Biz fakirleştik, kimler zenginleşti?

Belli değil mi?

Hiç kimse bana enflasyona ezdirmedik diyemez.

Hani aradan geçen yıllarda da halk ile birlikte zenginleşmeliydik değil mi? Milli gelirden payımızı almalıydık değil mi?

Öyle olmadı.

Elbette büyük umutlarla oy verdiği AK partinin seçmenlerine söz veren politikacılar. Fakirin halini anlayacak?

Çözümler getirecekler.

Parlamenter sistemde en azından durumu idare ediyorduk.

Allah var, hiç bu kadar durumumuz kötüleşmemişti.

Kimseye muhtaç değildik, borçlu da değildik.

En azından dilimle,karpuz” hiç almamıştık.

Askıda ekmek yoktu.

Herkes birbirlerini bir merhaba diyebiliyordu.

Şimdi yoksullaştıkça yoksullaştık, yoksunlaştık.

Git gide, açlık sınırına doğru yol alıyoruz..

Şimdi, nerede bu devlet? Diye arar olduk.

Sorana da, ceza evi yolunun gözüktüğü bir ortama girildik.

Ne yazık ki!

Bir zamanlar AK PARTİ yapar MOTTOSU vardı…

AK Parti 2002’ de “umut” tu. Öyle bir bozulmuş, sosyal-siyasal ekonomik bunalım vardı ki milletimiz bir umut arıyordu, çıkış yolu arıyordu. Bankalar batmış, içleri boşaltılmış, siyasal krizler ve Ecevit’in rahatsızlığı, sistemin kırılganlığı ve dövizin oynaklığı, faizlerin fırlaması piyasaları çökertmişti.

Tıpkı bir zamanlar “umudumuz” Karaoğlan diyenler gibi.

Böyle bir dönem..

Şimdi! AK Parti kurucu Felsefesinin en önemli çıkışı olan 3 “Yyi unutmuş görünüyor. Bu MOTTO unutuldu… Şimdi tuhaf bir “JAMAİS VUdönemine girdik.

Şunu tüm çıplaklığı ile gördük. Hiç bir kurgu yapılmadan, ham haliyle vatandaş, enflasyonu, başına gelenleri, özgürlüklerin kaybolmasını, uzun süren tutukluluk sürelerini, ekonomide bozulmalarını görüyor.

Üstü örtülemez DURUMDA..

ama bunlar olmamış gibi davranıyoruz, bilmezden veya görmezden geliyoruz. İşi sulandırıp ta 60-70 yıl öncesinin siyasal hikâyelerini gündeme getirmeye çalışıyoruz.

DİLEK VE TEMENNİLER DÖNEMİ 20 YILDIR SÜRÜYOR.

Ne demiş deneyimli siyasetçi YİK üyesi Cemil Çiçek  organize suç örgütü Sedat Peker’in iddialarının binde biri bile doğruysa felakettir ve sıkıntıdır. “Türkiye bu konuda yeteri kadar geçmişte tecrübe sahibi oldu. Gerekli ders çıkartılarak gereğinin yapılması lazım” yorumunu yapmış.

Gerekli dersleri kim çıkartacak?. Sorun burada!.

Bülent Arınç ise,şanlı yargımız gereğini yapacak demiş. Kozmik odaya giren yargı gereğini yapmıştı lütfen hatırlayın. Özgül ağırlığından dolayı Oğlu AK Parti büyük kongresinde Erdoğan’ın listesinden Mücahit ARINÇ merkez disiplin kurulu üyesi yapıldı.

Medyada Cemil çiçeğin bu değerlendirmesi gündeme geldi mi, gelmedi!

AK PARTİDE KIRILMALAR VAR..

Şimdi, AK Parti içinde derin bir kırılma var. Kliklerin öncüsü  Faylar   hareketleniyor..Birbirlerine “subliminal mesaj gönderiliyor. “Pelikancılar ve çıkar gurupları arasında parti içinde ve dışındaki yanal politik kulvarda “iç çatışma” var. Şimdi bu çıkar guruplarının su yüzüne yansımaları var..

İnstagram hesabından istifa eden maliye ve hazine bakanı Beraat ALBAYRAK  “at izi it izine karıştı”…demişti. Bu sözü önemsenmemişti. Bundan sonra dikkate alınır belki.

Enerji bakanlığına uzanan ruhsatlandırma işlemlerinden kimler nemalanmış? Soruları her an gündeme getirilir.

1991 seçimlerine gittiğimiz günlerdi.

Dönemin ana muhalefet partisi başkanı Süleyman Demirel Hürriyet’e şunu söylemişti:

“Elimde Koskotas dosyaları var.”

Yolsuzlukları simgeleyen bu cümle, 1991 seçimlerinin neredeyse ana sloganı oldu.

Demirel  sahlara inmiş tapulu arazime kaçak yapı kondurtmam diyordu. Seçim öncesi gelişmeler ve ayyuka çıkan yolsuzluklar nedeniyle ANAP’ı sallıyordu..

Yunanistan’da dosyalar bir bir, açıldı. Hükümet dağıldı gitti. Dosyalar işportaya düşmüştü.Koskotas yurtdışına kaçtı.

PASOK seçimi kaybetti.

Papandreu ve dönemin maliye bakanı DimitrisCovolas Yüce Divan’a sevk edildi.

Bu arada Koskotas Arjantin’de yakalandı, Yunanistan’a iade edildi ve 25 yıl hapis cezasına çaptırıldı.

12 yıl, içerde yattıktan sonra 2001 Nisan ayında tahliye oldu.

Şimdi beş kuruşu olmadığı için, Atina dışında kayınpederinin yanında oturuyor.

Meraklısına bu dönemi bir okuyun. Türkiye’de ise, yüce divana gidenler oldu.

Meraklılar için o döneme ait arşivlere bir göz atsınlar..

 

PANDORANIN KUTUSU AÇILDIMI NELER ÇIKAR NELER?

Dosyalar açılmaya görsün.  Arkası yarına döner bu iş. Pandoranın kutusu açılmaya görsün. Kimse bir daha bunu kapatamaz.

Hani şöyle enerji bakanlığı döneminden, görevi bırakıncaya kadar geçen sürede “gümrük” sahasında verilen akaryakıt satış istasyonu kurulması için EPDK dan izin ve Lisans yetki belgelerini alması gerekir değil mi?

Bunu, öyle elini kolunu sallayan alamaz. Arkanda çok güçlü bir lobinin desteği olması gerekir.

Demek bir şeyler biliyor. TBMM’ sinde” atılan omuzdan belli değil mi?

Bir taraftan popüler politika kazanı kaynatılıyor. Bir taraftan da gündem belirliyorsun.

Yaaa.

Ah! Bu pelikancılar!

SURİYE BATAKLIKTI.

Yazıldı, çizildi, etmeyin eylemeyin denildi..

Ancak, çok bilmiş stratejik derinlik vardı..

Durumu doğru okuyamadık.

Sonuç! Türkiye’nin başına belaya soktuk..

Şimdi U dönüşün yollarını arıyoruz. Sorumluluğu tek başına Tayyip Erdoğan’a yükleyemeyiz. Çok büyük haksızlık yapmış oluruz.

Kusurlular belli. Yanlış teşhis koyanlar belli.

Davutoğlu ve kabinesi.

Bu gün kalkmışlar günah çıkartıyorlar…

Hadi, hadi, hadiiii..

Kibirlerinden burunlarından kıl aldırmıyorlar..

SURİYE POLİTİKASINI TÜRK MİLLETİNE BEDELİ 60 MİLYAR DOLAR..

Suriye’den gelenlere harcanan para şimdilik 60 milyar doları geçmiş.                 Bu rakamları biz söylemiyoruz. AK Partinin sözcüleri söylüyor..

Onlar, bu ülkede bizlerden daha iyi şartlardaysa düşünmek lazım.

Açıklama da bana ait değil.

Maalesef durum bu.

Sen sabah, akşam, günde üç öğün yerliyim, milliyim de. Hiç kimse inanmıyor artık! Vatandaş sofrasına ne var diye bakıyor.

Mutfakta yangın var.

Herhâlde, sofralarında kuş sütü dahil eksik olmayanların beslenme alışkanlığı olanların fakiri anlaması beklenmez elbette..

 

AK PARTİDEDEKİ BU SAVRULMALARIN NEDEN OLDUĞUNU HAMASİ NUTUKLARLA KAPATAMAZSINIZ.

Çünkü bu düzen sömürü düzeni, hukuksuzluk düzeni, mafyaların cirit attığı, suç örgütlerin at koşturduğu bir düzen haline gelmiş.

Siyasi liderleri artık gündem belirleyemiyor!

Çok Yazık!

Belirleyen ise, hukuki tanımıyla “suç örgütleri”.

Hani? AK Partinin 3 Y ile iktidara gelmişti ya.

Milletin özlemini dile getrmiş ve bu sözü üzerine iktidar olmuştu..

Yani.

Yasaklar kalkacak, yolsuzlukların üzerine gidilecek, yoksulluk kalmayacaktı.

Meğerse bizlere masallar anlatılmış..

Aradan geçen süre 19 yıl. Az bir süre değil. Çok uzun bir süre.                       Benim düşüncem iktidarların süresi 10 yılla sınırlandırılmalı.

Yasaklar kalktı mı?

Yolsuzluklar kalktı mı?

Yoksulluk kalktı mı?

Cevabını siz verin!

TÜİK rakamların inandırıcı buluyor musunuz?

Karar verin.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.